Allah'a İman
Allah'a İman
İnsan, günahsız ve gelişime açık bir şekilde yaratılmıştır. İnsan, Allah’ın varlığını ve birliğini tanımaya yönelik doğal bir eğilime sahiptir. Allah’a iman, insanı yoktan var eden ve ona sayısız nimetler veren Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır.
İman; akıl ve vicdanın doğrulaması (tasdik), dilin bunu beyan etmesi (ikrar) ve davranışların iman esaslarına uygun olması sonucunda gerçekleşip tamamlanır. Allah’a iman, O’nun zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek ve benzersiz olduğunu kabul etmek; O’ndan başkasına ibadet etmemek ve sığınmamak demektir.
Allah’a hakkıyla iman etmek için O’nu doğru şekilde tanımak gerekir. O’nun zatına dair bilgilerin, duyular âlemiyle sınırlı olan insan tarafından tam anlamıyla kavranması mümkün değildir. O ancak vahiy yoluyla insanlara bildirilen isim ve sıfatları aracılığıyla bilinebilir. Bu isim ve sıfatlar, Kur’an-ı Kerim’de geçen ve “en güzel isimler” anlamına gelen esmayıhüsna kavramıyla ifade edilir.
İnsanın yaratılış amacını gerçekleştirebilmesi için öncelikle Allah’a iman etmesi, sonra da O’nu herkesten ve her şeyden daha çok sevmesi gerekir. Allah’ı sevmek için O’nu tanımak ve bilmek gerekir. Çünkü insan bilmediği şeyi sevemez.
Esmayıhüsna: Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de geçen en güzel isimleri.
Rahman: Sonsuz merhametiyle lütuf ve ihsanda bulunan.
Rahîm: Çok merhametli, çok esirgeyici.
Vedud: Kullarını çok seven.
Gafur: Günahları bağışlayan.
Rezzak: Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren.
Örnek: Kur’an’da “(…) Kim Allah’tan başka ilah olmadığını ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğunu tasdik eder ve buna şehadet ederse Allah ona cehennemi haram kılar.” (Buhari, İlim, 49.) buyrularak Allah’a imanın önemi vurgulanmıştır.