Allah, İnsan ve Kâinat İlişkisi
Allah, İnsan ve Kâinat İlişkisi
İnsan, yaratıldığı andan itibaren kim olduğu, kâinatın nasıl var olduğu ve bu varlık âleminin kim tarafından yaratıldığı hakkında sorular sormuştur. Bu sorular neticesinde kendini tanımak için önce kâinatı ve yaratıcı kudreti tanıması gerektiğini fark etmiştir. İnsanın kâinata dair öğrendiği her bilgi, kendini ve yaratıcısını tanımaya yardımcı olur.
İslam’a göre Allah, gerçek mabuda ve tek yaratıcıya verilen özel isimdir. Bu isim, O’ndan başka hiçbir varlığa ad olarak verilmemiştir. Allah, varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zatın ismidir.
Kur’an’a göre fıtratını koruyabilen insanlar, Allah’ın varlığını doğal olarak kabul edip benimser. Bu nedenle Kur’an’da Allah’ın bir oluşu üzerinde daha çok durulmuştur. İnsanlar, dünya hayatında iman ya da inkâr noktasında tercihlerini kendileri yapar.
Kâinattaki en değerli varlık olan insanın hem kendi yaratılış amacını gerçekleştirerek olgunluğa erişmesi hem de çevresindeki tüm varlıklarla doğru ilişkiler kurması ancak Allah’a edilen iman ve duyulan bağlılık sayesinde mümkün olabilir.
Din: İnsanın Allah’a yönelmesi; akıl sahiplerini, kendi iradelerini kullanarak peygamberin bildirdiği gerçekleri benimsemeye çağıran ilahi kanunlar bütünü.
Dua: Allah’ın yüceliği karşısında insanın zayıflığını itiraf ederek sevgi ve saygı duyguları içinde O’nun lütuf ve yardımını istemesi.
İbadet: İnsanın Allah’a olan sevgi, saygı ve itaatini göstermek, O’nun hoşnutluğunu kazanmak niyetiyle ortaya koyduğu belli tutum ve davranışlar.
Tövbe: Kişinin dine göre yanlış olan söz ve davranışları terk edip övgüye layık olan davranışlara yönelmesi.
Örnek: Bir anne, evladına gösterdiği merhamette Allah’ın Rahman ve Rahîm oluşunu görür. Sabah yuvasından aç olarak çıkan kuşun akşam tok karınla dönmesini de O’nun Rezzak oluşuyla açıklar. İnsan, bu isim ve sıfatları hayatına yansıtabildiği ölçüde Rabb’ine yaklaşır.