İnsan ve Kâinat İlişkisi
İnsan ve Kâinat İlişkisi
Yaratılış hikmetini anlamak için kâinatı gözlemlemek gerekir. Kur’an-ı Kerim’de “Yedi göğü birbiriyle tam bir uygunluk içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?” (Mülk suresi, 3. ayet.) buyrularak gözün görebildiği tüm varlıkların birbirleriyle uyum içinde olduğu belirtilmiştir.
Kâinattaki her şey var olmak için bir başkasına muhtaç olduğuna göre hiçbir varlık bir diğerini yaratmış olamaz. O hâlde hiçbir şeye muhtaç olmayan ama bütün varlıkların kendisine muhtaç olduğu, sonsuz ilim ve kudret sahibi bir yaratıcının varlığı kaçınılmazdır.
Yüce Allah, kâinatın düzeni ve işleyişiyle ilgili birtakım kanunlar koymuştur. Bu kanunlara sünnetullah denir. Güneş sistemindeki hareketler, Dünya’nın dönmesi, yağmurun yağması, rüzgârın esmesi gibi olaylar sünnetullah çerçevesinde gerçekleşir.
İnsan, fıtratı gereği tabiatla sürekli etkileşim hâlinde olan bir varlıktır. Ancak insanın tabiata müdahalesinin, tabiatın doğal işleyişine aykırı olmaması gerekir. Aksi takdirde bazı tabiat olayları insanlar için büyük felaketlere dönüşebilir. Çevre, Yüce Allah’ın insanlara emanetidir. Müslümanlar, bu emanet bilinciyle hareket ederek içinde yaşadıkları çevreyi güzelleştirmeli ve doğaya zarar verecek davranışlardan kaçınmalıdır.
Sünnetullah: Allah’ın tabiatı yaratıp devam ettirmek ve toplum hayatını düzenlemek üzere koyduğu kanunlar.
Emanet: İnsanın koruması ve sahip çıkması gereken, Allah tarafından kendisine verilen her şey.
Örnek: Mühendislik açısından uygun olmayan zeminlere konut inşa etmek ya da konut yapımında eksik malzeme kullanmak; insanların deprem, sel, heyelan gibi afetlerden zarar görmesine yol açar. Bu ve benzeri felaketlerin başlıca nedeni, insanların tabiatın işleyişine uygun hareket etmemesidir.