İman ve İmanın Mahiyeti

İman Nedir?

Sözlükte iman; inanma, tasdik etme, güvende olma, güven verme anlamlarına gelir.

Terim olarak iman; Son peygamber Hz. Muhammed'e (sav) ve onun tarafından insanlığa bildirilen şeylere hiçbirini dışta bırakmaksızın ve doğruluğu konusunda herhangi bir kuşku duymaksızın inanmaya, kalple tasdik ve dille ikrar etmeye denir.

İmanın İki Temel Unsuru

1. Tasdik (Kalp ile): Allah'ın (cc), peygamberi aracılığıyla göndermiş olduğu şeylerin doğruluğuna kesin olarak inanma, içtenlikle bağlanma. Kalple tasdik imanın olmazsa olmaz şartıdır.

2. İkrar (Dil ile): İman eden bir kimsenin Müslüman muamelesi görebilmesi için inanmış olduğu değerleri sözlü veya fiilî olarak dışa yansıtması.

Önemli: Kalple tasdik eden bir kimse Allah katında mümindir. Ancak kişinin Müslümanlar arasında mümin muamelesi görmesi için dille ikrar gereklidir.

Kalpte iman olduğu hâlde ölüm ve yaralanma tehlikesi karşısında diliyle iman etmediğini söylemek mazur görülebilir (Ammar bin Yasir örneği — Nahl suresi 106. ayet).

İman Çeşitleri

1. Taklidî İman ve Tahkikî İman:

  • Taklidî iman: Delil arama, araştırma ve sorgulama ihtiyacı hissetmeden iman etmeyi ifade eder.
  • Tahkikî iman: Akıl yürütmeye, ilmi delillere, doğru bilgiye, araştırma ve sorgulamaya dayalı imandır.

2. İcmalî İman ve Tafsilî İman:

  • İcmalî iman: İman esaslarına ayrıntılarına girmeden topluca inanmaktır.
  • Tafsilî iman: İman esaslarına ayrıntılı bir şekilde inanmaktır.

Tafsilî iman, icmalî imanın bir açılımı; icmalî iman da tafsilî imanın bir özetidir.

İmanın Geçerli Olmasının Şartları

  • İmanın özgür iradeye dayalı bir tercih olması, baskı ve tehdit neticesinde olmaması gerekir.
  • İmanın azap veya ölüm geldiği anda (yeis/ümitsizlik hâlinde) olmaması gerekir.
  • İman esasları ve dinî hükümlerden hiçbirini inkâr etmemek ve alaya almamak gerekir.

İman-Amel İlişkisi

Amel; dünyada ve ahirette ceza veya mükâfat konusu olan her türlü iş, davranış ve tutum olarak tanımlanır.

Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette Allah'a (cc) imanla bu inancın gereği olan söz ve fiil birbirinden ayrı kullanılmakla beraber tüm ayetlerde imanla amel peş peşe ve biri diğerini tamamlayıcı şekilde kullanılır.

İslam âlimlerinin çoğunluğu ameli imanın bir parçası olarak görmemiş, imanı kalple tasdik ve dille ikrar olarak tarif etmiştir.

Bir kimse dinî emirleri az veya çok terk ettiğinde günah işlemiş olur ve günahkâr olarak nitelendirilir. Ancak kişinin günah işlemesi onu iman dairesinden çıkarmaz.

İmanın Artması ve Eksilmesi

İman, esasları bakımından değişmez. Ancak iman, güçlü veya zayıf olma açısından farklılık gösterir. Bazı insanların imanı kuvvetli bazılarının ise zayıftır.

Tevbe suresi 124. ayet: \"...İman etmiş olanlara gelince (her inen sure) daima onların imanını artırmıştır...\"

Enfal suresi 2. ayet: \"Müminler ancak onlardır ki Allah anıldığı zaman yürekleri titrer. Allah'ın ayetleri kendilerine okunduğu zaman bu onların imanını artırır.\"

İman ile İlgili Kavramlar

Mümin: Allah (cc) katından peygamberleri aracılığıyla gelen her şeyi, tereddütsüz olarak doğrulayan ve kabul eden kişi.

Kâfir: Allah'ın (cc) varlığını inkâr eden; yaratmada, emretmede, isim ve sıfatlarında Allah'ı (cc) tek ve eşsiz kabul etmeyen.

Münafık: İnanmadığı hâlde küfrünü gizleyerek kendini mümin gösteren kimse.

Müşrik: Allah'a (cc) ortak koşan, Allah'ın (cc) dışında birtakım güçlere kutsallık atfeden kişi.

Şirk: Allah'ın (cc) zatında, sıfatlarında, fiillerinde, yaratma ve emretme konularında başka bir varlığı eş koşmak.

Tevhit: Allah'ı (cc) zatı, sıfatları ve fiillerinde birleme; tek ve eşsiz olduğuna inanma.

İnkâr: Allah'ın (cc) varlığı ve birliğini, Hz. Muhammed'in (sav) peygamberliğini kabul etmemek.

Kelime-i Tevhit: \"Lâ ilâhe illallah Muhammedürrasulüllâh\"

Anlamı: \"Allah'tan (cc) başka ilah yoktur. Muhammed (sav) O'nun elçisidir.\"

Kelime-i Şehadet: \"Eşhedü ellâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.\"

Anlamı: \"Ben Allah'tan (cc) başka ilah olmadığına, Muhammed'in (sav) O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim.\"

Tekfir Uyarısı: Bir şahsın inanç, söz veya davranışlarından dolayı küfrüne hükmedilmesine tekfir denir. Tekfirin gerek kul hakkı gerekse toplum huzuru açısından sakıncalı sonuçlara yol açabilecek bir tutum olduğuna dikkat edilmelidir.

Nisa suresi 94. ayet: \"...Size selam verene dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin.' demeyin...\"

Ehlikıble: Kâbe'yi kıble edinen, inanç esaslarını açık bir şekilde inkâr etmeyen ve İslam'ın temel ilkeleriyle çatışan bir davranış sergilemeyen tüm Müslümanlar için kullanılan bir tabirdir. İslam âlimleri, ehlikıblenin tekfir edilmemesi gerektiği konusunda ittifak etmiştir.

←
Önceki
Akaid İlmi
Sonraki
Amentü
→