Sosyal ve Kültürel Yapı
Kabile Yapısı
Araplar yaşadıkları coğrafyanın etkisiyle kabile hayatını benimsemişlerdir. Kabileler; şeyh, reis veya seyit adı verilen güçlü ve dirayetli kişiler tarafından yönetilirdi. Kabile reisleri, öncelikle kabilesini diğer kabilelere karşı en iyi şekilde temsil etmekle görevliydi. Gerektiğinde kabilesi adına savaş ilan etmek, barış anlaşması yapmak, elçileri kabul etmek ve kabilenin yükümlü olduğu diyeti ödemek de kabile reisinin görevleri arasındaydı.
Cahiliye Dönemi Arap toplumunda üç farklı sosyal tabaka ortaya çıkmıştır: hürler, mevali ve köleler. Hürler kabilenin asıl üyeleri kabul edilir ve her bakımdan diğerlerinden üstün sayılırdı. Mevali, azat edilmiş köle ve cariyeler ile onların çocuklarından oluşurdu. Köleler ise en alt tabakada bulunur, günlük işlerde hizmetçi, ticari ve zirai faaliyetlerde işçi, savaşlarda da asker olarak kullanılırdı.
Asabiyet
Akrabalık temeli üzerine örgütlenmiş siyasi ve ekonomik birlikler olarak kabul edilen kabileyi bir arada tutan, bölünüp parçalanmasına engel olan unsur asabiyettir. Asabiyet, toplumsal yardımlaşma ve dayanışma bilincinin sağlanmasında önemli bir işlev görmesinin yanı sıra dışarıdan gelen tehlikelere karşı kabilenin hızlı bir şekilde kenetlenmesine de yardımcı olan bir duygudur. Diğer taraftan asabiyet duygusu taassup derecesinde soya düşkünlük, kabile övünmesi, kan davaları, intikam gibi olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir.
Haram Aylar
Cahiliye hayatının en önemli sosyal hadiselerinden biri kabile savaşlarıdır. Bu tür saldırıların etkin olduğu şartlarda Araplar hac, ticaret gibi zorunlu faaliyetlerini sürdürmek için güvenli zaman dilimlerine ve mekanlara ihtiyaç duymuşlardır. Onlara bu imkanı Hz. İbrahim zamanında tespit edilen haram aylar (recep, zilkade, zilhicce ve muharrem) ile mevsimlik ticari panayırlar sağlamıştır.
Cahiliye Toplumunun Genel Özellikleri
- Hak ve adalet anlayışı güce dayanırdı.
- Kadın, çocuk ve yaşlılar miras ve benzeri haklardan mahrum bırakılırdı.
- Cezai sorumluluk ferdî değil kolektifti.
- Kabileler arası anlaşmazlıklar genellikle savaşla neticelenirdi.
- Evlilikler genellikle kabile içinden yapılırdı.
- Putların Allah katında şefaatçi olacağına inanılırdı. Sihir, büyü, fal oku gibi batıl inançlar yaygındı.
- İçki içmek, kumar oynamak, faizle para alıp vermek, zina yapmak gibi kötü alışkanlıklar mevcuttu.
- Şiir, hitabet sanatı, emsal (atasözleri), ensab (soy ilmi) gibi kültürel unsurlara büyük ilgi gösterilirdi.
Hilfülfudul (Erdemliler İttifakı)
Hz. Peygamber yirmili yaşlarındayken gerçekleşen Hilfülfudul, Yemen'den Mekke'ye gelen bir tüccarın sattığı malın parasını alamaması üzerine Kureyşlilerden yardım istemesi neticesinde kurulmuştur. Mekke'de haksızlığa uğrayan herkese yardımcı olacakları konusunda anlaşılmıştır. Hilfülfudul'a destek verenlerden biri olan Resulullah, yeminine sadık kalmış ve mağduriyet yaşayan herkese yardım elini uzatmıştır.
Önemli: Asabiyet duygusu kabilenin varlığını korumak için gerekli olsa da aşırıya kaçtığında kan davaları, intikam ve kabile övünmesi gibi olumsuzluklara yol açmıştır.
Örnek: Bir tüccar, Ebu Cehilin kendisine yaptığı haksızlığı şikayet etti. Hz. Peygamber harekete geçerek Ebu Cehilden tüccarın hakkını aldı. Bu davranış Hilfülfudul yeminine sadakatin göstergesidir.