Gençlik Yılları, Evliliği ve Çocukları
Gençlik Yılları
Yüce Allah tarafından risalet görevi için seçilen Hz. Muhammed (sav) Cahiliye Döneminin çirkin adetlerinden uzak durmuş, gençlik yıllarından itibaren üstün ahlakıyla dikkat çekmiştir. Mekke toplumu içinde doğru sözlü ve güvenilir olmasından dolayı Mekkeliler tarafından kendisine el-Emin lakabı verilmiştir.
Kâbe Hakemliği
Hz. Muhammed (sav) otuz beş yaşına geldiğinde Kureyşliler bir sel felaketinde zarar gören Kâbe'yi onarmaya karar vermişti. Sıra Hacerülesved'in yerine yerleştirilmesine gelince aralarında bir tartışma yaşandı. Sonunda anlaşmazlığı çözmek için Benî Şeybe kapısından Kâbe'ye ilk giren kimsenin vereceği karara uymaya razı oldular. Kapıdan Hz. Muhammed'in girdiğini görünce hep bir ağızdan İşte el-Emin, işte Muhammed geldi! diyerek ona duydukları güveni ortaya koydular. Bu çözüm sayesinde çıkması muhtemel bir çatışma önlenmiş oldu.
Ticari Hayatı
Hz. Muhammed (sav) ailesinin geçimine katkıda bulunmak amacıyla gençlik çağından itibaren ticaretle uğraştı. Tahıl ve kumaş tüccarı olan amcası Ebu Talib'in yanında mesleği öğrendi. Yemen'e ve çevre şehirlerdeki panayırlara ticaret amacıyla seyahatler yaptı. İş hayatında vefalı, uyumlu ve dürüst bir ortak olarak kabul gördü.
Evliliği ve Çocukları
Mekke'de ticaretle uğraşan Hz. Hatice, güvendiği kişilerle ticari ortaklıklar kurardı. Hz. Muhammed ile de iş anlaşması yaptı. Ticari ortaklık vesilesiyle Hz. Muhammed'in üstün ahlakına yakından şahit olan Hz. Hatice, ona evlilik teklif etti. Yirmi beş yaşındayken Hz. Hatice ile evlenen Allah Resulü, eşinin vefatına kadar yaklaşık çeyrek asır boyunca onunla evli kaldı.
Hz. Muhammed'in (sav) bu evlilikten altı çocuğu dünyaya geldi. İlk çocuğu Kasım'dan hareketle Hz. Peygamber'e Ebülkasım künyesi verildi. Daha sonra Zeynep, Rukıyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma adlı dört kızı ve Abdullah isimli bir oğlu dünyaya geldi. Kız çocukları Müslüman olarak Medine'ye hicret edenler arasında yer aldı. Soyunun devamı Fatıma'nın çocukları üzerinden gerçekleşti.
Önemli: Hz. Peygamber, cahiliye toplumundaki en yaygın inanç şekli olan putperestlikten her zaman uzak durdu. Putlarla ilgili tören ve toplantılara hiçbir zaman katılmadı, ticari faaliyetlerinde ve günlük hayatında putlar adına yemin etmedi.
Örnek: Ebu Talib, bir ticaret kervanıyla Şam'a giderken yeğenini de götürmüştü. Kervan Busra'da konakladığı sırada oradaki manastırın rahibi, Ebu Talib'e yeğeninin emniyeti için onu Şam'a götürmemesini tavsiye etti. Ebu Talib, mallarını Busra'da satarak Mekke'ye döndü.