Habeşistan'a Hicret ve Taif Yolculuğu

Habeşistan'a Hicret

Müşriklerin günbegün artan baskıları neticesinde Müslümanların Mekke'de can güvenliği kalmamıştı. Bunun farkında olan ve ashabı için bir çözüm arayan Hz. Peygamber onlara şöyle bir öneride bulundu: Habeşistan'da, ülkesinde hiç kimseye zulmedilmeyen bir kral vardır. Allah size bu durumdan bir çıkış ve kurtuluş yolu gösterinceye kadar orada kalın. Bunun üzerine aralarında Hz. Osman, Musab bin Umeyr, Ebu Seleme gibi sahabilerin de bulunduğu on bir erkek ve dört kadından oluşan bir kafile Habeşistan'a ulaştı. İslam'ın ilk hicreti olan bu yolculuk 615 yılında gerçekleşti.

Habeşistan'a hicret edenlerin orada iyi karşılanmasını kabullenemeyen Mekkeli müşrikler, Müslümanların iadesini istemek üzere Habeşistan'a elçiler gönderdiler. Necaşi Ashame, ülkesine sığınan insanları dinlemeden herhangi bir karar vermeyeceğini söyleyerek Müslümanlardan bir temsilcinin huzuruna getirilmesini emretti. Müslümanlar adına söz alan Cafer bin Ebu Talib, Necaşi'nin huzurunda etkileyici bir konuşma yaptı. Cafer'in (ra) Meryem suresinin ilk ayetlerini okuması üzerine gözyaşlarına hakim olamayan Ashame, bu ayetlerin Hz. İsa'ya gelenlerle aynı kaynaktan olduğunu söyleyerek Mekkelilerin iade talebini geri çevirdi.

Taif Yolculuğu

Müslümanlara uygulanan ambargonun kaldırılmasından bir süre sonra Hz. Hatice ve Ebu Talib'in kısa aralıklarla vefat etmesi sebebiyle o sene Hüzün Yılı olarak isimlendirildi. Ebu Talib'in vefatıyla kendisini müşriklerin her türlü taarruzuna karşı koruyup kollayan amcasının himayesinden yoksun kalan Allah Resulü, açık hedef haline geldi. Bu sebeple kendisi için himaye, İslam daveti için yeni bir çevre arayışına giren Resulullah yanına Zeyd bin Harise'yi alarak gizlice Taif'e gitti.

Taif'in ileri gelenleriyle görüşmeler yapan Allah Resulü ne himaye talebine ne de İslam davetine olumlu bir cevap alabildi. Mekkelilerle yakın ilişkileri bulunan Taiflilerin Hz. Peygamber'e tepkileri bir hayli sert oldu. Allah Resulü, alay ve hakaretlere maruz kaldığı gibi bir de saldırıya uğradı. Yaralanan ve büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Peygamberimiz, Mekkeli iki kardeşe ait bir bahçeye sığınarak saldırganlardan kurtulabildi.

Miraç Mucizesi

Cenab-ı Hak, Taif'ten büyük bir kederle dönen Allah Resulü'nü kısa süre sonra isra ve miraç mucizeleriyle şereflendirdi. Resulullah, Recep ayının yirmi yedinci gecesinde Mekke'den Mescid-i Aksa'ya götürüldü; oradan da göğe yükseltildi. İlahi bir teselli olarak nitelenen miraç esnasında Rabb'inin huzuruna kabul edilen Peygamberimize cennet ve cehennem gösterilmiş, müminlere ilahi bir hediye mahiyetinde olan Bakara suresinin son iki ayeti vahyedilmiştir. En önemlisi de risaletin başlarında iki vakit olarak emredilen namaz ibadeti miraçta beş vakit olarak farz kılınmıştır.

Önemli: Habeşistan'a hicret, Müslümanlara dinlerini yaşamaları için rahat bir ortam sunmanın yanı sıra farklı kültürlerle etkileşim kurma imkânı da vermiştir. Bu hicret, İslam'ın Arap Yarımadası dışında yayılma imkânı bulmasını sağlamıştır.

Örnek: Hz. Peygamber ve Zeyd bin Harise Taif'te sığındıkları bahçede dinlenirken bahçe sahipleri onlara köleleri Addas aracılığıyla bir tabak üzüm ikram etti. Peygamberimizin üzüme uzanırken besmele çekmesi üzerine köle Bu memleketin halkı böyle bir söz söylemez. diyerek şaşkınlığını dile getirdi. Yapılan konuşma sonrasında Addas hemen orada İslam'ı kabul etti.

←
Önceki
Müşriklerin Risalete Tepkileri
Sonraki
Akabe Biatleri
→