İslam'ın Yayılışı: Davet Mektupları ve Heyetler Yılı
İslam'a Davet Mektupları
Hz. Peygamber daha çok Medine Dönemi'nde gerçekleşen diplomatik ilişkilerini genellikle mektuplar ve elçiler vasıtasıyla kurmuştur. Nitekim Hudeybiye Antlaşması'ndan sonra oluşan barış ortamından faydalanarak İslam'a davet için dönemin önemli merkezlerine çok sayıda elçiler göndermiştir. Bu elçilerin her biri diplomatik yeterliliğe sahip kişilerdir. Hz. Peygamber onların akıllı, cesur, sabırlı, gittiği yerin dilini, örf ve adetlerini bilen, söz söyleme kabiliyetine ve güzel ahlaka sahip kişiler olmasına özen göstermiştir. Mektupların mühürsüz olması sebebiyle dikkate alınmaması ihtimaline karşı özel bir yüzük yaptırmış ve mektupları bununla mühürlemiştir.
Hz. Peygamber Hicret'in yedinci yılında altı elçisini gidecekleri yerlere aynı gün içerisinde uğurlamıştır. Müjdeleyici bir dil kullanmaları, kolaylık ilkesine göre hareket etmeleri, gittikleri yere gece girmeyip sabahı beklemeleri, temizliğe dikkat etmeleri gibi hususlarda onlara tavsiyelerde bulunmuştur. Aldıkları talimatlar doğrultusunda hareket eden elçiler, kabul edildikleri saraylarda İslam'a aykırı hiçbir protokol kuralına uymamış ve hiçbir şahsın önünde eğilmemişlerdir.
Elçiler ve Gönderildikleri Yerler
- Selit bin Amr: Hanife kabilesi reisi Hevze bin Ali'ye gönderilmiştir.
- Amr bin Ümeyye: Habeş Necaşisi Ashame'ye gönderilmiştir. Elçiyi iyi bir şekilde karşılayan Ashame, yapılan İslam davetine olumlu cevap vermiştir.
- Hatıb bin Ebu Beltea: Mısır Emiri Mukavkıs'a gönderilmiştir.
- Dıhye bin Halife: Bizans İmparatoru Heraklius'a gönderilmiştir.
- Abdullah bin Huzafe: Sasani Kisrası II. Hüsrev'e gönderilmiştir.
- Şüca bin Vehb: Gassani Kralı Haris bin Ebu Şemir'e gönderilmiştir.
Heyetler Yılı
Mekke'nin fethiyle Kureyş'in itaat altına alınması, Hayber'in ele geçirilmesiyle de Yahudi tehlikesinin bertaraf edilmesi sonucunda Müslümanlar Arap Yarımadası'nın en büyük gücü; Medine ise Hicaz'ın yeni siyasi merkezi haline gelmişti. Hz. Peygamber'in dinî ve siyasi otoritesinin güçlü bir şekilde hissedilmesi sebebiyle yeni dini öğrenmek ve Resulullah'ı tanımak için Arap Yarımadası'nın farklı bölgelerinden yetmişin üzerinde heyet, Medine'ye peş peşe gelmeye başladı. Heyetlerin çoğu Hicret'in dokuzuncu yılında geldiği için bu yıla Senetülvüfut (Heyetler Yılı) adı verilmiştir.
Müslümanlar Medine'ye gelen heyetleri misafirperverlikle karşılamış onlarla yakından ilgilenmiştir. Heyetler, Medine'de kaldıkları süre boyunca Müslümanları gözlemleme imkanı bularak İslam'ın temel esasları hakkında bilgi sahibi olmuş ve gelenlerin birçoğu kendi istekleriyle İslam'ı seçmişlerdir. Müslüman olmayı kabul etmeyenler ise Allah Resulü'nün siyasi otoritesine boyun eğdiklerini açıklamışlardır.
Önemli: Hz. Peygamber Medine'ye gelen heyetleri bazen kendi evinde bazen de sahabilerin bu iş için uygun olan evlerinde konuk ederdi. Heyetlerin Mescid-i Nebevi'nin avlusunda kurulan çadırlarda misafir edildiği de olurdu.
Örnek: Peygamber Efendimiz'in Bizans İmparatoru'na gönderdiği mektupta şunlar yazmaktadır: Bağışlaması bol ve merhameti çok olan Allah'ın adıyla söze başlarım. Allah'ın kulu ve resulü Muhammed'den Bizans'ın lideri Heraklius'a! Hidayet yoluna tabi olanlara selam olsun. Seni İslam'a davet ediyorum. Müslüman olursan barış ve esenlik bulursun ve Allah mükafatını iki kat verir.