İslam Ahlakına Göre Olumlu Tutum ve Davranışlar
İslam Ahlakına Göre Olumlu Tutum ve Davranışlar
İnsanların sergiledikleri davranışlar ve sahip oldukları huylar, iyi ve güzel olarak ikiye ayrılır. İyi davranış, tutum ve huylar güzel ahlak; kötü davranış, tutum ve huylar ise kötü ahlak olarak tanımlanır. Güzel ahlak, İslam dininin temeli olan imanın hayata yansımasıdır. Allah Resulü de “Müminlerin iman bakımından en olgun olanları, ahlak yönünden en güzel olanlarıdır.” (Tirmizi, Rada, 11.) buyurarak iman ile ahlak arasında güçlü bir bağ olduğuna işaret etmiştir.
Adalet: Davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit olmak, hak sahibine hakkını vermek.
Cömertlik: Eldeki imkânları meşru ölçüler içinde, gönüllü olarak ve karşılık beklemeden başkalarının yararına sunma eğilimi.
Dürüstlük: Söz ve davranışların doğru ve gerçeğe uygun olması.
Güvenilirlik: İnsanlara her konuda güven verme.
İffet: Haramdan uzak durmak; günah olan ve kötü görülen söz, tutum ve davranışlardan sakınmak.
Hayâ: Kişinin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi.
Hüsnüzan: Bir kişinin kesin bilgi sahibi olmaksızın başkaları hakkında iyi düşünce ve kanaatlere sahip olması.
Nezaket: Başkalarına karşı saygılı ve kibar davranma.
Merhamet: İnsanların ve diğer canlıların sıkıntılarına karşı duyarlı olmayı, onlara ilgi ve şefkatle yaklaşmayı ifade eden bir kavram.
Şefkat: Sevecenlik, ilgi gösterme, kol kanat germe.
Adalet ve Cömertlik
Adalet, İslam dininin dayandığı temel ilkelerden biridir. Allah adildir ve insanların da adil olmasını ister. Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de peygamber gönderme sebeplerini açıklarken bunlardan birinin de yeryüzünde adaleti sağlamak olduğunu belirtmiştir. Hz. Muhammed de risalet görevini hakkaniyet ilkesine göre yerine getirmiş, kanunları ve hükümleri uygularken muhataplarına adil davranarak tüm Müslümanlara örnek olmuştur.
Cömertlik, eldeki imkânları meşru ölçüler içinde, gönüllü olarak ve karşılık beklemeden başkalarının yararına sunma eğilimidir. Kur'an ve sünnette cömertlik, hem Yüce Allah'ın hem de peygamberlerin sahip oldukları bir özellik olarak vurgulanmıştır. Allah Resulü, “(…) Allah cömerttir, cömertliği sever.” (Tirmizi, Edeb, 41.) buyurarak bu konuda Yüce Allah'ın kullarından beklentisine işaret etmiştir.
Dürüstlük, Güvenilirlik, İffet ve Hayâ
Dürüstlük, sıdk kelimesiyle eş anlamlı olup “söz ve davranışların doğru ve gerçeğe uygun olması” demektir. Güvenilirlik ise dürüst insanların başlıca özelliklerinden biridir ve “insanlara her konuda güven verme” anlamındaki emanet kelimesiyle aynı anlama gelir. Yüce Allah da İsra suresinin 35. ayetinde “Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha iyidir hem de sonucu daha güzeldir.” buyurarak insanlar arası ilişkilerde dürüstlük ve güvenilirliğin önemini vurgulamıştır.
İffet, “haramdan uzak durmak; günah olan ve kötü görülen söz, tutum ve davranışlardan sakınmak” demektir. Hayâ ise “kişinin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi” demektir. Hz. Muhammed “Her dinin bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı da hayâdır.” (İbni Mace, Zühd, 17.) hadisiyle hayânın İslam ahlakında çok büyük bir önem taşıdığını vurgulamıştır.
Hüsnüzan, Nezaket, Merhamet ve Şefkat
Hüsnüzan, bir kişinin kesin bilgi sahibi olmaksızın başkaları hakkında iyi düşünce ve kanaatlere sahip olmasıdır. İslam'da suizan beslemek yasaklanmış, hüsnüzan ise teşvik edilmiştir.
Nezaket, “başkalarına karşı saygılı ve kibar davranma” anlamına gelir. Nazik insanlar, başkalarını söz ya da davranışlarıyla incitmekten kaçınır ve özellikle konuşurken muhataplarını mutlu edecek sözler sarf etmeye gayret gösterir.
Merhamet, insanların ve diğer canlıların sıkıntılarına karşı duyarlı olmayı, onlara ilgi ve şefkatle yaklaşmayı ifade eden bir kavramdır. Şefkat ise “sevecenlik, ilgi gösterme, kol kanat germe” anlamlarına gelir. Yüce Allah; kullarından birbirlerine, diğer canlılara ve tüm evrene merhametle yaklaşmalarını istemiştir. Hz. Peygamber de “Her canlıya yapılan iyilikte bir sevap vardır.” (Buhari, Müsakat, 9.) buyurarak insanlardan tüm canlılara iyilikte bulunmalarını tavsiye etmiştir.
Örnek: Hz. Muhammed, kendisinden bir şey istendiği zaman o şey elinde mevcutsa mutlaka isteyen kişiye verirdi. Bir gün hanım sahabilerden biri ördüğü bir giysiyi getirip Peygamber Efendimiz'e vermiş ve “Bunu sen giyesin diye ördüm.” demişti. Peygamberimiz de bu hediyeyi kabul etmiş ve üzerine giyerek ashabının yanına gitmişti. Allah Resûlü'nün üzerindeki yeni giysiyi gören bir sahabi, “Ne kadar da güzelmiş, bunu bana verseniz!” deyince insanların en cömerdi olan Allah Resulü “Peki.” demiş ve orada biraz oturup evine döndükten sonra o giysiyi katlayarak isteyen sahabiye göndermişti. (İbni Mace, Libâs, 1.)