İslam Ahlakına Göre Olumsuz Tutum ve Davranışlar

İslam Ahlakına Göre Olumsuz Tutum ve Davranışlar

Allah; insana iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt edebilme kabiliyeti vermiştir. Ancak insan, kendisine bağışlanan bu üstün beceriye rağmen tarih boyunca bazı olumsuz tutum ve davranışlar sergilemeye devam etmiştir. İslam dini insanların nasıl yaşamaları gerektiği konusunda bazı sınırlamalar getirmiş ve insan davranışlarını helal ve haramlar şeklinde sınıflandırmıştır. Yapılmasında dinen mahzur bulunmayan fiillere helal denir. Yapılması dinen yasaklanan fiiller ise haram olarak isimlendirilir.

Yalan: Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz.

Riya: Allah için yapılması gereken ibadet ve güzel davranışların kullara gösteriş yapma arzusu.

Gıybet: Bir kimsenin aleyhinde söylenen incitici ve küçük düşürücü söz.

İftira: Bir kimseye işlemediği bir suçu, yapmadığı bir davranışı veya onda bulunmayan bir niteliği isnat etmek.

Kibir: Kişinin kendini başkalarından büyük görerek onlara karşı küçümseyici bir tutum sergilemesi.

Haset: Başkalarının iyi durumda olmasına tahammül edememek ve onların sahip olduğu nimetlerin yok olmasını istemek.

İsraf: İnanç, söz ve davranışta dinin, akıl veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmak; özellikle mal veya imkânları meşru olmayan amaçlar için saçıp savurmak.

Zulüm: Sınırları çiğneme, kendi hak alanının dışına çıkıp başkasını zarara sokma, rızasını almadan birinin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma, zorbalık yapma.

Yalan ve Riya

Yalan, insanlık tarihindeki en büyük ahlak problemlerinden biridir. Yüce Allah, “(…) O hâlde pis putlardan sakının; yalan sözden kaçının.” (Hac suresi, 30. ayet.) buyurarak yalan söylemekten mutlaka kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır. Hz. Peygamber de “Şüphesiz ki doğruluk; insanı iyi olmaya, iyi olmak da cennete götürür. (…)” (Buhari, Edeb, 69.) buyurmuştur.

Riya ise “Allah için yapılması gereken ibadet ve güzel davranışların kullara gösteriş yapma arzusu” anlamında kullanılır. Kur'an'ı Kerim'de “Vay hâline o namaz kılanların ki onlar namazlarının özünden uzaktırlar. Onlar halka gösteriş yaparlar.” (Maun suresi, 4-6. ayetler.) buyrularak ibadet ederken Allah'ın rızasını kazanmak yerine başkalarının takdirini kazanmayı önemseyen kimseler kınanmıştır.

Gıybet, İftira, Kibir ve Haset

Gıybet, “bir kimsenin aleyhinde söylenen incitici ve küçük düşürücü söz” anlamına gelir. Yüce Allah, “(…) İnsanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline!” (Hümeze suresi, 1-2. ayetler.) buyurarak gıybet eden ve başkalarının arkasından alaycı davranışlarda bulunan kişilerin cezalandırılacağını haber vermiştir.

İftira; bir kimseye işlemediği bir suçu, yapmadığı bir davranışı veya onda bulunmayan bir niteliği isnat etmektir. İnsanların şeref ve itibarını zedeleyen, sosyal ilişkilere zarar veren ve güven duygusunu ortadan kaldıran kötü bir davranıştır.

Kibir, kişinin kendini başkalarından büyük görerek onlara karşı küçümseyici bir tutum sergilemesidir. Hz. Peygamber, bir hadisinde “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan hiç kimse cennete giremez.” (Müslim, İman, 148.) buyurarak kibrin ne kadar büyük bir günah olduğunu vurgulamıştır.

Haset, başkalarının iyi durumda olmasına tahammül edememek ve onların sahip olduğu nimetlerin yok olmasını istemektir. Hz. Muhammed, “Hasetten sakının. Çünkü ateşin odunu yakıp tükettiği gibi haset de iyi amelleri yakar, bitirir.” (Ebu Davud, Edeb, 44.) buyurarak kıskançlığın hem dünya hem de ahiret hayatında insanları zor durumda bırakacağını bildirmiştir.

İsraf ve Zulüm

İsraf, “inanç, söz ve davranışta dinin, akıl veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmak; özellikle mal veya imkânları meşru olmayan amaçlar için saçıp savurmak” demektir. Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de “Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf suresi, 31. ayet.) buyurarak insanlara bağışladığı maddi imkânların gerekli durumlarda ve gerektiği kadar kullanılmasını emretmiştir.

Zulüm, “sınırları çiğneme, kendi hak alanının dışına çıkıp başkasını zarara sokma, rızasını almadan birinin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma, zorbalık yapma” anlamlarına gelir. Kur'an-ı Kerim'de “Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.” (Lokman suresi, 13. ayet.) ayetinde Allah'a şirk koşma eylemi zulüm olarak tanımlanmıştır.

Örnek: İslam tarihinde İfk Hadisesi olarak bilinen olayda Hz. Aişe'ye büyük bir iftira atılınca Hz. Peygamber çok üzülmüş, bu olaydan sonra indirilen ayette Müslümanlar, iftira karşısında doğru bir tutum sergilemedikleri için kınanmıştır. Ayette geçen “Bunu işittiğiniz zaman mümin erkekler ve kadınların birbiri hakkında hüsnüzan beslemeleri ve ‘Bu, apaçık bir iftiradır.’ demeleri gerekmez miydi?” (Nur suresi, 12. ayet.) ifadesi, Müslümanların iftiraya karşı tepki göstermeleri ve bir dedikodu işittiklerinde hüsnüzanla hareket etmeleri gerektiğini bildirmiştir.

←
Önceki
İslam Ahlakına Göre Olumlu Tutum ve Davranışlar
Sonraki
Kötü Alışkanlıklar ve Bağımlılıklar
→